Çalışmadığı Halde Sigortalı Gösterme | SGK, e-Devlet, SGK Sorgulama, Hizmet Dökümü, Prim Sorgulama

Çalışmadığı Halde Sigortalı Gösterme


Ülkemizde kaçak sigortalılık kadar yaygın olmasada sahte sigorta gösterimi son zamanlarda kötü niyetli olarak kullanılabilmektedir. Buna yönelen kimseler fiilen işyerinde çalışmadıkları halde, başta sosyal sigorta yardımlarından faydalanabilmek amacıyla çeşitli nedenlerle SSK’ya sahte olarak bildirilmektedir.

Çalışmadığı Halde Sigortalı Gösterme

a) Bildirilen Hizmetlerin İptal Edilmesi

Yapılan denetimler sonucunda sahte olarak bildirildiği anlaşılan hizmetler iptal edilmektedir.
Çünkü kanuna göre bir hizmet akdine istinaden bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı olabilirler. Bu şartları taşımayan kişiler adına yapılan bildirimlerin 5510 sayılı kanunun emredici hükmüne aykırılık nedeniyle iptal edilmesi gereklidir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan her türlü yardımlar ve bu nedenle bağlanmış gelir ve aylıklar durdurulur.

b) Primlerin iadesi

5510 sayılı Kanunun 89/3. ve 89/4. maddelerinde “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespitedilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.

Prim iadesi nedeniyle sigortalıların, isteğe bağlı sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının aylık, gelir, ödenek ve sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını yitirmeleri durumunda, bu Kanuna göre ödenen aylık, gelir ve ödenekler ile sağlanan sağlık hizmetleri durdurulur. Yanlış veya yersiz yapılan masraflar 96 ncı madde hükümlerine göre ilgililerden geri alınır.” denmektedir.

Kanun maddesinde yanlış ve yersiz olarak alınmış olduğu anlaşılan primlerin işverenlere ve sigortalılara geri verileceği belirtilmişse de sahte bildirimler nedeniyle ödenen primlerin bu kapsamda olduğu düşünülemez. Bu nitelikteki prim ödemeleri için bu madde hükmü uygulanmaz. Çünkü Borçlar Kanunu 65.maddesine göre haksız yahut ahlaka mugayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi istirdada mahal yoktur. Yukarıdaki kanun maddesinde de Borçlar Kanununa atıf yapılarak primlerin iade edilmeyeceği açıkça vurgulanmıştır.

c) Kurumca yapılan yardımların geri istenmesi

Sahte sigortalılık nedeniyle Kurumca sağlanan giderlerin geri ilgililerden geri alınır. Hukukun evrensel nitelikteki kurallarından olan hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesinin burada uygulanabileceği tartışmasızdır. Borçlar Kanunu hükümleri sosyal sigorta olaylarına da uygulanabilir.
Primlerin yanlış ve yersiz olarak ödenmesi sonucu işverenin de sigortalı ile birlikte kusurlu olduğu saptandığı takdirde Kurum zararını işverenden de isteyebilir.
5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen her türlü ödemelerin Kurumca geri alınacağını hükme bağlanmıştır. 5510 sayılı Kanun bakımından yapılan ödemenin, bildirimi yapının kötü niyetinden kaynaklanıp kaynaklanmamasının bir önemi kalmamıştır.

Ancak hatalı bildirimle kasıt ve kusurla yapılan bildirim arasında sadece yapılan yardımların iadesi için gereken zamanaşımı sürelerinde farklılığa gidilmiştir. Oysa 506 sayılı Kanunun 84/3. maddesine göre hatalı işlemler nedeniyle primleri geri verilenlere (sahte sigortalı bildirimleri hariç), daha önce sağlanan yardımlara ait giderler ilgililerden geri alınmıyordu.

d) Sahte Sigortalı Bildirimi Sonucunda İşyeri Kayıtlarının Durumu ve İdari Para Cezaları

5510 sayılı kanunun 5754 sayılı kanunla değişik 102. maddesi e/4 ve e/5 fıkralarında kayıt ve
belgelerden dolayı uygulanacak idari para cezaları hüküm altına alınmıştır.
Kanunun e/4 fıkrası “ Tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla; defter ve belgelerin tümünü verilen süre içinde ibraz etmekle birlikte; kanunî tasdik süresi geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olan defterlerin tasdik tarihinden önceki kısmı, işçilikle ilgili giderlerin işlenmemiş olduğu tespit edilen defterler,…”
Kanunun e/5 fıkrası “ İşverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur. Belirtilen unsurlardan herhangi birini ihtiva etmeyen (imza şartı yönünden makbuz mukabilinde veya banka kanalıyla yapılan ödemeler hariç) ücret tediye bordroları geçerli sayılmaz ve her bir geçersiz ücret tediye bordrosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında, idari para cezası uygulanır….” denmektedir.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 111. maddesi (ç) fıkrasında;
“Gerçek ve fiilî çalışmaya dayanmadığı hâlde, kayıt ve belgelerde ücret tahakkuk veya ödemesi bulunan aylara” İPC uygulanacağı ve kayıtların geçerli sayılmayacağı belirtilmiştir.
Daha önce sayılan nedenlerle sahte sigortalılığın işyeri kayıtlarına yansıtılmaması halinde işyeri kayıtları ile ilgili olarak ayrıca idari para cezası uygulanması mümkün değildir. Ancak genelde sahte sigortalı bildirimi yapanlar bildirimin inandırıcı olması için bu hususu işyeri kayıtlarında da intikal ettirmektedirler. Bu durumda işyeri kayıtları Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 111.112.113.
maddeleri hükümlerine uygun düzenlenmemiş olacağından başka bir anlatımla sahte bildirimin yapıldığı her ay için ücret tediye bordroları ve yasal defterler yönünden ayrı ayrı birer geçersizlik fiili işlendiğinden,
sahte bildirimin yapıldığı her ay için 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi ( e ) fıkrası gereğince ücret bordrosu ve yevmiye kaydı nedeniyle her fiil için yarım asgari ücret olmak üzere toplam bir asgari ücret tutarında ayrıca idari para cezası uygulanması gerekmektedir.

e) Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusunda Bulunulması

Sahte sigortalı bildirimi, sigortalı olmadığı bilinen bir kişinin haksız menfaat temin etmek
amacıyla kasten Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi ile oluşmaktadır. Bu fiil, Türk Ceza Kanununun kamu güvenine karşı işlenen suçlar (204, 206 ve 207. madde, resmi ve özel belgede sahtecilik suçları) kapsamında değerlendirilir. Yapılan incelemeler sonucunda haksız menfaat elde etme amacıyla bilerek ve isteyerek bildirim yaptığı anlaşılanlar Cumhuriyet Savcılıklarına bildirilmektedir. Dolayısıyla bu nitelikteki fiilleri işleyenler Ceza Mahkemelerince Türk Ceza Kanunun ilgili maddeleri kapsamında yargılanabilmektedirler. Ancak sigortalı olmayan bir kişiyi sigortalı olarak değerlendirmek suretiyle hata ile yapılan bildirimlerin yukarıdaki suçlar kapsamında değerlendirilmesineolanak bulunmamaktadır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 21 Aralık 2014

Bu yazı en son 20 Aralık 2014 tarihinde güncellenmiştir.

Konu hakkında yorumunuzu yazın


(e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır)